<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>wWw.Destur.Org</title>
	<atom:link href="http://www.destur.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.destur.org</link>
	<description>Alan Adı Satılıktır. iletişim: zehir_ask_cile1@hotmail.com</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Aug 2010 20:58:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Doğru gibi görünen yanlışlar</title>
		<link>http://www.destur.org/dogru-gibi-gorunen-yanlislar.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/dogru-gibi-gorunen-yanlislar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:58:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1576</guid>
		<description><![CDATA[(Peygamber tanrı değil ya, o da insan) veya (Âlimler de peygamber değil ya, onlar da insan, mesela İmam-ı a’zam da hata eder) demek doğru mudur? CEVAP Kötülemek maksadıyla söylenen böyle sözler, doğru da olsa yanlıştır. Bu konuda söylenenlerden bazı örnekler verelim: 1- (Peygamber, Allah’ın helal ettiğini haram edemez) deniyor. Sanki Peygamber efendimiz, böyle bir şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(Peygamber tanrı değil ya, o da insan) veya (Âlimler de peygamber değil ya, onlar da insan, mesela İmam-ı a’zam da hata eder) demek doğru mudur?<br />
CEVAP<br />
Kötülemek maksadıyla söylenen böyle sözler, doğru da olsa yanlıştır. Bu konuda söylenenlerden bazı örnekler verelim:</p>
<p>1- (Peygamber, Allah’ın helal ettiğini haram edemez) deniyor. Sanki Peygamber efendimiz, böyle bir şey yapıyormuş intibaı [izlenimi] verilmeye çalışılıyor.</p>
<p>2- (Peygamber de, Allah’ın sözlerini değiştiremez) deniyor. Sanki böyle bir şey yapılıyormuş fikri verilmek isteniyor.</p>
<p>3- (Peygamber de insandır, ona tapılmaz) deniyor. Sanki tapan varmış gibi, Resulullah’ı ve onun yolunda olanları küçültmeye çalışıyorlar.</p>
<p>4- (Peygamber de insandır; tanrı değil ki, o da yanılabilir) deniyor. Evet, Peygamberimiz de insandır; fakat insanların ve Peygamberlerin en üstünüdür; seyyid-ül beşerdir [insanların efendisidir]. Dini hükümlerde yanılma olmaz; çünkü ictihadla söylediklerinde yanılma olursa, derhal vahiyle düzeltilir, yanlış üzere kalmaz. (Yanılabilir) denilerek, dini hükümlere gölge düşürmeye çalışılıyor.</p>
<p>5- (Peygamber de gaybı bilmez) deniyor. En çok istismar edilen de budur. Resulullahın gaybı bilmemesi, devamlı değildir. Bir gün Resulullahın devesi kayboldu. Münafıklar bunu fırsat bilip, (Hani göklerden, Cennetten, Cehennemden bahsediyordu. Kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor) dediler. Münafıkların bu sözü Resulullah’a ulaşınca, (Vallahi ben ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim. Başkasını bilmem. Şu anda Rabbim, bana devemin nerede olduğunu bildirdi. Devem, şu anda falanca yerdedir) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye)</p>
<p>Tarif edilen yere gidip, deveyi bir ağaca bağlı olarak buldular. Kur’an-ı kerimde de gaybı ancak Allahü teâlânın bildiği; fakat dilediği Peygamberlere de bildirdiği beyan edilmektedir:</p>
<p>(Allah size gaybı bildirmez; fakat resullerinden dilediğini seçip onlara gaybı bildirir. Onun için, Allah’a ve resullerine iman edin. Eğer iman edip [günahlardan] sakınırsanız size çok büyük bir mükâfat vardır.) [Âl-i İmran 179]</p>
<p>(Allah gaybı herkese bildirmez; ancak dilediği [mucize olarak bildirdiği] resul bundan müstesnadır; çünkü her peygamberin önünden ve ardından gözcüler [melekler] salar.) [Cin 26, 27]</p>
<p>Bu âyet-i kerimelere rağmen, (Peygamber gaybdan haber veremez) demeleri kasıtlıdır. Kur’an-ı kerime inanır gibi görünmeleri, batıl davaları içindir.</p>
<p>6- (Hadisler mucize değil; ama veciz sözlerdir) deniyor. Hadis-i şeriflerin lafızları, âyet-i kerimeler gibi mucize değildir; fakat Peygamber efendimizin dine ait sözleri vahiy mahsulüdür. Gelecekte olacak şeyleri bildirmiş, birçok mucize söz söylemiştir. Mesela, kıyametin büyük ve küçük alametlerini bildirmiş, küçük alametlerin çoğu meydana çıkmıştır. Bunlar mucizedir. Mezhepsizler daha ileri giderek, (Kur’an varken sünnete ihtiyaç yok!) diyorlar. Böylece hadis-i şerifleri inkâra kalkışıyorlar. Hâlbuki Kur’an-ı kerimin birçok yerinde, (Allah’a ve Resulüne tâbi olun, itaat edin!) buyuruluyor. Üç âyet-i kerime meali:</p>
<p>(Allah’a ve Onun ümmi nebi olan Resulüne iman edin, Ona tâbi olun ki, doğru yolu bulasınız.) [Araf 158]</p>
<p>(De ki, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çevirenler [kâfir olanlar], bilsinler ki, Allah, kâfirleri sevmez.) [Âl-i İmran 32]</p>
<p>(Allah ve Resulüne itaat edin.) [Enfal 1]</p>
<p>Niçin, (Yalnız Allah’a itaat edin) denmiyor da, (Allaha ve resulüne itaat edin) buyuruluyor? Resulullahın bildirdiklerine uymak, haram ettiklerinden kaçmak, emrettiklerine tâbi olmak için böyle buyuruluyor. Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:<br />
(Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi]</p>
<p>Yalnız Allahü teâlâya değil, Resulüne de itaat edilmesi emrediliyor:<br />
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]</p>
<p>Demek ki, Resulullahın hadis-i şeriflerine uymak, Allah’a uymaktan başka değildir.</p>
<p>7- (Âlimler peygamber değil ki, onların da hatası olur) deniyor. Böylece âlimlerin sözlerinde hata vardır, onlara uymak gerekmez gibi bir intiba verilmeye çalışılıyor. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:</p>
<p>(Âlim, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevab alır.) [Buhari]</p>
<p>O halde, âlimin hatası da dinde senettir. Onun hata ettiği de, bizce bilinemeyeceği için, Resulullahın varisleri olan âlimlerin hata ettiğini söylemek yanlış olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Ulema, enbiyanın vârisidir.) [Tirmizi]</p>
<p>Âlimlerin sözleri dinde senet ki, Kur’an-ı kerimde onlar övülüyor:</p>
<p>(Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]</p>
<p>(Bilmiyorsanız âlimlere sorun.) [Nahl 43]</p>
<p>(Allah’tan en çok korkan âlimlerdir.) [Fatır 28]</p>
<p>Peygamberlerin vârislerine dil uzatmak, vârisin sahibi olan Peygambere dil uzatmak olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/dogru-gibi-gorunen-yanlislar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölücüleri dışlamak ve lanetlemek</title>
		<link>http://www.destur.org/boluculeri-dislamak-ve-lanetlemek.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/boluculeri-dislamak-ve-lanetlemek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:57:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1574</guid>
		<description><![CDATA[Reşat Halife’ye elçi [Peygamber] diyen mürted birisi bir Müslümana şunları diyor: (Dünyada bir milyar müslüman var deniyor da; ama siz grupları dışlıyorsunuz. Vehhabilere, rafizilere, haricilere, mutezileye, cebriyeye sapık diyorsunuz, bunları düştünüz mü bu sayıdan? Bahaileri, Kadiyanileri, Mason Afganicileri de düştünüz mü bu sayıdan? Irkçılar, kafatasçılar da sapık sayılır, silin onları da. Peygamber Reşat Halife taraftarlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reşat Halife’ye elçi [Peygamber] diyen mürted birisi bir Müslümana şunları diyor:<br />
(Dünyada bir milyar müslüman var deniyor da; ama siz grupları dışlıyorsunuz. Vehhabilere, rafizilere, haricilere, mutezileye, cebriyeye sapık diyorsunuz, bunları düştünüz mü bu sayıdan? Bahaileri, Kadiyanileri, Mason Afganicileri de düştünüz mü bu sayıdan? Irkçılar, kafatasçılar da sapık sayılır, silin onları da. Peygamber Reşat Halife taraftarlarını bu rakamdan düştünüz mü?<br />
Ülkemizde birçok ateist, mason var, bunları da düştünüz mü? Peki milyonlarca fahişe ve homo var, sapık diye bunları da düştünüz mü? Eeee kim kaldı, kaç kişi kaldı biliyor musunuz? sadece siz&#8230; yani bir kişi&#8230; Bir siz Müslümansınız, öyle mi?)<br />
CEVAP<br />
Bu mürted, bu yazıyı grupları savunmak için yazmadı. Amacı, Reşat Halife’yi savunmak. Bâtıl ehlinin değişmez taktikleri vardır. Mesela militan komünistler, (Hazret-i Ali, Fatih Sultan Mehmed ve Mao gibi büyükleri kötülemek yanlış olur) derler. Maksatları Hazret-i Ali ve Fatih Sultan değildir. Mao’yu övmek için böyle numara yapıyorlar. Bu 19 cular da, Reşat Halife’yi övmek için güya diğer grupları savunuyormuş rolüne giriyorlar. Yoksa kendi aralarında, bütün grupları cahillikle, Resulullaha, hadislere uymakla suçluyorlar. Web Siteleri meydanda. Bölücülük, bozgunculuk yapıyorlar. Kur’an-ı kerime kesinlikle inanmıyorlar. Kur’an-ı kerimde bozguncular lanetleniyor. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Bozgunculara lanet olsun.) [Rad 25]</p>
<p>(Allah ve Resulünü incitenlere, Allah lanet etmiştir.) [Ahzab 57]</p>
<p>(Biz kitapta açıkça belirttikten sonra indirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.) [Bekara159]</p>
<p>(Allah&#8217;ın laneti zalimlerin üzerine olsun!) [Araf 44]</p>
<p>(Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları Cehennem ateşini hazırlamıştır. Allah bunlara lanet etsin!) [Tevbe 68]</p>
<p>(Hep birlikte Allah’ın ipine [İslamiyet’e] sımsıkı yapışın; parçalanmayın, bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman iken, O, gönüllerinizi birleştirip nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz. Siz bir ateş çukurunun kenarında iken de oradan sizi kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.) [Al-i imran 103]</p>
<p>Görüldüğü gibi yukarıdaki âyetlerde (Birlik olun, parçalanmayın, bölünmeyin) ve (Bozgunculuk yapmayın, bozgunculuk yapanlara Allah lanet etsin) buyuruluyor. Resulü de, (Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak 72 si Cehenneme gidecek) buyuruyor. (Tirmizi)</p>
<p>Demek ki sapıklara sapık demek Allah’ın ve Resulünün emridir. Birbirine zıt bu kadar fırka var. Hepsinin de doğru olduğu nasıl söylenebilir? Hatta bu fırkaların hepsinin doğru olduğunu söylemek Allah ve Resulünü yalancı çıkarmak olur. Allahü teâlâ (Fırkalara ayrılmayın) buyuruyor. Resulü, ayrılacak olan 72 fırkanın sapık olduğunu ve hepsinin de Cehenneme gideceğini bildiriyor.</p>
<p>Sapığa sapık, kâfire kafir denmez mi? Peygamberim diyen Reşat halifeye zındık dedirtmemek için ne numaralar çekiliyor. Hıristiyan misyonerlerinin yapmadıkları hile kalmıyor. Kur’an-ı kerimde, (Kur&#8217;anı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız.) [Hicr 9], (Allah’ın kelamını [Kur'anını] kimse değiştiremez.) [Enam 115] buyurulduğu halde, Reşat Halife isimli zındık, (Tevbe suresinin son iki âyeti sonradan ilavedir) diye Allah’ı yalancı çıkarmaya çalışıyor. Bu 19 cuların oyunlarını iyi tespit etmek gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/boluculeri-dislamak-ve-lanetlemek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önce temel bilgi gerekir</title>
		<link>http://www.destur.org/once-temel-bilgi-gerekir.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/once-temel-bilgi-gerekir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1572</guid>
		<description><![CDATA[Bazı okuyucular, İbni Teymiye’nin veya İbni Sebe’nin yanlış görüşlerinin neler olduğunu soruyorlar. Mesela, (İbni Teymiyeci bir arkadaşımız var. İbni Teymiye’nin hatalarını bildirin de arkadaşımızı vazgeçirelim) diyorlar. Abduh’u, Kardavi’yi veya daha başkalarını soruyorlar. Bunların yolundan giden kimseler, Ehl-i sünneti bilmedikleri için verilecek cevaplar onları tatmin etmez. Çünkü temel dini bilgileri yok. Cevap olarak onlar mezhepsiz desek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı okuyucular, İbni Teymiye’nin veya İbni Sebe’nin yanlış görüşlerinin neler olduğunu soruyorlar. Mesela, (İbni Teymiyeci bir arkadaşımız var. İbni Teymiye’nin hatalarını bildirin de arkadaşımızı vazgeçirelim) diyorlar. Abduh’u, Kardavi’yi veya daha başkalarını soruyorlar.</p>
<p>Bunların yolundan giden kimseler, Ehl-i sünneti bilmedikleri için verilecek cevaplar onları tatmin etmez. Çünkü temel dini bilgileri yok. Cevap olarak onlar mezhepsiz desek, temel bilgileri olmadığı için, vehhabilerden duyduklarını tekrarlayıp, “Âlimin mezhebi mi olur, Eshabın mezhebi mi vardı” diyeceklerdir. Kerameti inkâr ediyorlar desek, yine onların etkisiyle, papağan gibi ezberlediklerini tekrarlayıp, “keramete inanmak şirk” diyeceklerdir. O sapıklar, “Allah’a inanan herkes, Cennete gidecektir” diyorlar, Hıristiyan ve Yahudileri de Cennete sokuyorlar desek, doğrusu da öyle değil mi diyeceklerdir. Bunun gibi yüzlerce şey söylense verecekleri cevaplar aynıdır. Çünkü din düşmanları onları papağan haline getirmiştir. Bu acı durumlardan kurtulmak için önce temel din bilgilerini bilmek gerekir.</p>
<p>İman nedir? Hak din hangisi? Mezhep ve mezhepsizlik nedir? Mucize ve keramet nedir? Bunları doğru olarak bilenin Ehl-i sünnet olduğu anlaşılır. Bunları bilene, sapıkların sapıklığını anlatmak kolaydır. (İbni Teymiye, Cehennemin ebedi olduğunu inkâr eden bir mezhepsiz) dersek kolayca anlar. Muhatabımız Ehl-i sünnet değilse böyle söylememizin hiçbir kıymeti kalmaz.</p>
<p>Bir örnek verelim. Mesela imanı anlatalım:<br />
Amentü’deki altı esastan birine inanmayanın imanı geçersizdir. Yani bu altı esastan birini inkâr eden kâfir olur. Bunun için inanmak değil, doğru inanmak önemlidir. Ahirette kurtulmak, ibadetin çok olmasına değil, doğru imana bağlıdır. Elimizde sağlam ölçü vardır. Ehl-i sünnete göre iman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmaktır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe [Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai] Ancak böyle inananlar Ehl-i sünnettir.</p>
<p>Amentü’deki bu altı esasa inanan kimse, bilir ki, Yahudiler de Hıristiyanlar da, her peygambere ve her semavi kitaba inanmazlar, mesela Muhammed aleyhisselamı Peygamber ve Kur’an-ı kerimi semavi kitap kabul etmezler. Peki bunlara iman sahibi demek mümkün mü? Elimizdeki sağlam ölçüye uymamaktadır. Kur’an-ı kerimde (Hak din ancak İslam’dır) buyuruluyor. Yahudilik ve Hıristiyanlık hak din denmiyor, aksine, (Onları dost edinenin Allah’ın düşmanı) olduğu bildiriliyor. Amentü’yü Ehl-i sünnet gibi inanana imanı anlatmak kolaydır. Amentü’ye inanmayana da sözümüz yoktur. Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki: İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği bilgilere kalbin inanması demektir. Bu bilgileri araştırıp anlamak gerekmez. (Hadika)</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri de buyurdu ki:<br />
İman, kalbin tasdiki, kabul etmesi, inanması demektir. İnanmanın azı, çoğu olmaz. Mümin büyük günah işlese de imanı gitmez, kâfir olmaz. Ahirette kurtulmayacak olan yalnız kâfirlerdir. Zerre kadar imanı olan kurtuluşa kavuşur. (2/67)</p>
<p>Diğer hususlar da iman örneğindeki gibidir. Ehl-i sünnete uymayan kitap ve yazarlardan uzak durmalı. Çünkü bunlar, yaldızlanmış necasete veya altın kupada sunulan zehire benzer. Süsüne, kabına veya görünüşüne aldanıp, sonsuz saadetten mahrum kalmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/once-temel-bilgi-gerekir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mezhepsiz kime denir</title>
		<link>http://www.destur.org/mezhepsiz-kime-denir.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/mezhepsiz-kime-denir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:55:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1570</guid>
		<description><![CDATA[Din kitabı yazarak dine hizmet etmiş şahıslara, belli bir mezhebe bağlanmadı diye mezhepsiz diye hakaret ve iftira etmek doğru mu? CEVAP (Mezhepsiz) tabiri dini bir tabirdir. Hakaretle falan alakası yoktur. Dini olmayana dinsiz, aklı olmayana akılsız, parası olmayana parasız, mezhebi olmayana da mezhepsiz denir. Bunun kadar tâbii [doğal] başka şey ne olabilir ki? Mesela Efgani, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Din kitabı yazarak dine hizmet etmiş şahıslara, belli bir mezhebe bağlanmadı diye mezhepsiz diye hakaret ve iftira etmek doğru mu?<br />
CEVAP<br />
(Mezhepsiz) tabiri dini bir tabirdir. Hakaretle falan alakası yoktur. Dini olmayana dinsiz, aklı olmayana akılsız, parası olmayana parasız, mezhebi olmayana da mezhepsiz denir. Bunun kadar tâbii [doğal] başka şey ne olabilir ki? Mesela Efgani, Abduh ve Kardavi bizim mezhebimiz yok diyorlar. Onlara, kendi söylediklerini söylemek yani mezhepsiz demek yalan ve iftira olmaz. Gerçeği açıkça söylemek olur.</p>
<p>Mezhepsizce kitap yazmak da dine hizmet olmaz, dini değiştirmek olur. Dört mezhebin hükümlerini bildiren bir kitap yazmak çok iyi olur. Mesela Mizan-ül-kübra, Mezahib-i erbea uygun kitaplardır. Ama her mezhebin ictihadını yazıp doğrusu budur demek yanlıştır.</p>
<p>Sual: Mezhepsiz bir kimse, kendi anlayışına göre bir o mezhepten bir bu mezhepten alarak ibadet etse, Ehli sünnet itikadına aykırı hiçbir itikadı da olmasa, bu kimseye ehli sünnet denmez mi?<br />
CEVAP<br />
Bugün için dört hak mezhepten birisine uymayan kimse Ehl-i sünnet olamaz. Ehl-i sünnet olabilmek için dört hak mezhepten birisine de uyması gerekir. Uymazsa mezhepsiz olur. Mezhepsiz olan da Ehl-i sünnet olamaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/mezhepsiz-kime-denir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dinimizi yıkma planları</title>
		<link>http://www.destur.org/dinimizi-yikma-planlari.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/dinimizi-yikma-planlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:55:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1568</guid>
		<description><![CDATA[Dinimizi yıkmak isteyenlerin uyguladıkları belli başlı planları nelerdir? CEVAP Planları çoktur. Fakat özellikle şu yollarla saldırıyorlar: Âlimlere olan itimadı yıkmak, Mezhepleri birleştirerek herkesi mezhepsiz yapmak, Eshab-ı kirama olan itimadı sarsmak, halifeleri gözden düşürmek, kapalı ictihad kapısını kırarak açmak, Hadis-i şeriflere olan itimadı sarsmak, meal okumayı teşvik. Şimdi bunları teker teker cevaplandıralım: 1- Âlimlere olan itimadı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinimizi yıkmak isteyenlerin uyguladıkları belli başlı planları nelerdir?<br />
CEVAP<br />
Planları çoktur. Fakat özellikle şu yollarla saldırıyorlar:<br />
Âlimlere olan itimadı yıkmak, Mezhepleri birleştirerek herkesi mezhepsiz yapmak, Eshab-ı kirama olan itimadı sarsmak, halifeleri gözden düşürmek, kapalı ictihad kapısını kırarak açmak, Hadis-i şeriflere olan itimadı sarsmak, meal okumayı teşvik.</p>
<p>Şimdi bunları teker teker cevaplandıralım:<br />
1- Âlimlere olan itimadı yıkmaya çalışıyorlar. Halbuki Allahü teâlâ buyuruyor ki:<br />
(Bu misalleri ancak âlimler anlar.) [Ankebut 43]</p>
<p>(Bilmiyorsanız âlimlerden sorun!) [Nahl 43]</p>
<p>(Bilenle bilmeyen bir olur mu?) [Zümer 9]</p>
<p>Peygamber efendimiz de buyuruyor ki:<br />
(Âlimlere tâbi olun.) [Deylemi]</p>
<p>(Âlimler benim ve diğer peygamberlerin vârisleridir.) [Ebu Nuaym]</p>
<p>(Âlimler, kurtuluş rehberleridir.) [İbni Neccar]</p>
<p>2- Mezhepleri birleştirerek herkesi mezhepsiz yapmak istiyorlar. Mason Abduh’un çömezi Reşit Rıza ile onları taklit eden mezhepsizler, mezheplere saldırıyorlar. Halbuki mezhepler kardeştir. Birinde yapılması güç olan şey, ötekine göre yapılır. Bunun için Peygamber efendimiz, (Âlimlerin farklı ictihadları, mezheplere ayrılmaları rahmettir) buyuruyor. (Beyheki)</p>
<p>3- Eshab-ı kirama olan itimadı sarsmaya çalışıyorlar. Maksatları onların rivayet ettiği hadis-i şeriflere ve onların topladığı Kur&#8217;an-ı kerime gölge düşürmektir. Halbuki Allahü teâlâ hepsinden razı olduğunu, hepsinin Cennetlik olduğunu bildiriyor. (Tevbe 100, Hadid 10)</p>
<p>Rafizi meşrepli kimseler de, “Müslüman müslümanla savaşmaz” diyerek Hazret-i Ali ile savaşan eshab-ı kirama kâfir diyerek hakaret ediyorlar. Halbuki iki müslüman ordunun savaşabileceği Kur’an-ı kerimde bildiriliyor. İki tarafa da kâfir denmez. Çünkü, (Eğer müminlerden iki grup birbiriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz) buyurulmuştur. (Hücurat 9)</p>
<p>4- Asırlardır gelen halifelerin gerçek halife olmadığı, onların hilafetinin sahih olduğunu söyleyen binlerce âlimin de gerçek âlim olmadığı, dolayısıyla bu âlimlerin sözlerine itimat edilemeyeceği fikrini yaymak istiyorlar. [Âlimlere itimat sarsılınca, onların bildirdikleri dine de itimat kalmaz.]</p>
<p>5- Geri kalışımızı yeni ictihadlar yapılmayışına bağlamaya çalışıyorlar. Kur&#8217;an-ı kerimin yanlış şekilde tevil ve tefsirleri yapılarak yeni görüşler çıkarmak suretiyle dini bozmaya çalışıyorlar.</p>
<p>6- Hadis-i şeriflere olan itimadı sarsmaya çalışıyorlar. Halbuki hiçbir hadis kitabında ve hiçbir İslam âliminin kitabında uydurma hadis yoktur. İslam Âlimleri din düşmanları tarafından, din kitaplarına sokmaya çalıştıkları sözleri kitaplarına almamışlardır. Bazı cahil okuyucular, bir hadisi Kur’ana göre ölç ona göre yaz diyorlar. Sanki imam-ı Buhari ve diğer hadis âlimleri bir hadisi kitaplarına alırken Kur’ana uyup uymadığını anlamamışlar da biz mi anlayacağız?</p>
<p>7- Herkesin meal okumasını teşvik ediyorlar. Böylece her anlayışa göre farklı görüşler meydana çıkmasına, yani dinde anarşi çıkarmaya çalışıyorlar. Mesela Kur’anı yanlış tevil ederek, namaz üç vakittir, tesettür farz değildir, tavuktan, balıktan kurban olur diyorlar. Allahü teâlâ, Peygamber efendimize Kur’anı açıklamasını emretmiştir. (Nahl 44)</p>
<p>Peygamber efendimiz de, Kur&#8217;an-ı kerimi açıklamıştır. Onun için Kur’anı yorumlamak için Resulullahın açıklamasına bakmak şarttır. Onun açıklamasından farklı yorumlar getirmek dinde reform olur. Hatta Peygamber efendimizin hadis-i şeriflerini de âlimler açıklamış, bize onlara uymaktan başka şey bırakmamışlardır.</p>
<p>Din düşmanlarının bu oyunlara bilmeden alet olmak gaflet, bilerek alet olmak hainliktir.</p>
<p>Anarşi çıkarmak istiyor<br />
Mezhepsiz bir yazar diyor ki:<br />
1- İslamiyet, hilafetin saltanata çevrilmesi ve ictihad kapısının kapatılması ile yıkılmıştır. Ateş oduna düşman olduğu gibi, sultanlar (padişahlar) da ictihada düşmandır. Dört halifeden sonra, hilafet sultanlığa (padişahlığa) çevrildi. Hilafet ancak Ömer’in yaptığı gibi şura ile seçilir. Başka türlü seçilenlerin hilafeti sahih değildir.<br />
CEVAP<br />
Mezhepsizler tarafından da kitapları muteber kabul edilen Şah Veliyullah-ı Dehlevi hazretleri, İzalet-ül-hafa kitabında buyuruyor ki:</p>
<p>(&#8220;Halife dört şekilde seçilir:<br />
Birincisi, âlimlerden, hakimlerden, kumandanlardan ve diğer söz sahiplerinden, bir araya toplanmaları kolay olanların seçmesi ile olur.</p>
<p>İkincisi, halifenin, birini seçerek vasiyet etmesidir. Hazret-i Ömer’in seçilmesi böyle oldu.</p>
<p>Üçüncüsü, halifenin vasiyet ettiği bir kaç kişi arasında birini seçmektir.</p>
<p>Dördüncüsü, birinin güç kullanarak, hilafetli zor ile elde etmesidir. Böyle güç kullanarak hilafeti ele geçiren zat, ya hilafete ehildir veya değildir. Ehil ise, mesele yoktur. Hilafet şartlarına malik değilse, böyle olan halifenin İslamiyet’e uygun olan emirleri kabul edilir. Bunun emri ile cihada gidilir.<br />
Abdülmelikin hilafeti böyle idi.&#8221;) [Böyle halifelere de beyat edilince meşru olacakları, İbni Abidin’de ve Hadika’da da bildirilmektedir.]</p>
<p>Osmanlı halifelerinin seçilme şekilleri, Hazret-i Ömer’in seçilişine benzemektedir. Halife, kendisinden sonra gelecek olanı vasiyet ediyor. Halife dilerse, kardeşini veya oğlunu tavsiye edebilir. Nitekim Hazret-i Ömer’e (Yerine halife olarak oğlunu tayin et!) dediklerinde onlara, (Hilafet zor bir iştir. Bir aileden bir kurban kâfidir) buyurarak oğlunu halife olarak vasiyet etmedi. Etseydi elbette caiz olurdu.</p>
<p>İctihad kapısını kimse kapatmamıştır. Ehli olmadığı için kendiliğinden kapanmıştır. İctihad edip etmemekle, geri kalışımızın bir alakası yoktur. Binlerce insan kendisinin ehil olup olmadığına bakmadan, kitap yazıyor. Madem ictihad yapılmadığından geri kaldık. Şimdi herkes ictihad yaptığı halde niçin ilerlemiyoruz?</p>
<p>2- Sultanlara ses çıkarmayan âlimler, birer saray mollasıdır. Resmi vazife alan Osmanlı şeyhülislamları da birer saray ulemasıdır.<br />
Müslümanlıkta bütün başlar Allah’a bağlıdır. Sultanlık sisteminde ise, baş başa, baş padişaha bağlıdır. Bu bakımdan Müslümanlığı yıkan emirlik [amirlik] sistemidir. Emirin her emrine itaat eden, kula kul olmuş demektir.<br />
CEVAP<br />
Mezhepsiz yazar, amire, idareciye gösterilmesi gereken itaati kırmak, disiplini bozmak ve anarşi çıkarmak istiyor. Halbuki dinimiz emire [amire, idareciye] itaati emretmektedir.<br />
Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden olan emirlere itaat edin!) [Nisa 59]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(Siyah başlı habeşli bir köle de olsa emirinize itaat edin!) [Buhari]</p>
<p>(Emirinizin beğenmediğiniz işlerine sabredin! Çünkü cemaatten bir karış ayrılan [itaatsizlik eden, fitne çıkaran] cahiliye ölümü ile [yani imansız] ölmüş olur.) [Buhari]</p>
<p>Peygamber efendimiz, dine riayet etmeyen, şeytan gibi emirlerin geleceği zamanlar olacağını bildirince, Eshab-ı kiramdan Hazret-i Huzeyfe, (Ya Resulallah o zamana yetiştirsem ne yapayım?) diye sordu. Resulullah buyurdu ki: (Sırtına vurup malını alsa da, emirin sözünü dinle ve ona itaat et!) [Buhari]</p>
<p>Hadika’da ve Redd-ül-muhtar’da (Emire isyan etmek fitnedir. Zalim olan emire de itaat vaciptir. Berika’da ise, (Emirin dine uymayan emirlerine fitneye sebep olmamak için karşı gelmemelidir!) deniyor. Yine bu kitaplardaki hadis-i şerifte, (Fitne çıkarana Allah lanet etsin) buyuruluyor.</p>
<p>Dinimiz böyle emrederken, yazar, halifeye isyan etmedikleri için âlimlere &#8220;Saray uleması&#8221; diye saldırıyor. (İmam-ı a&#8217;zam halifenin zulümlerine isyan ettiği için şehid edildi) diyerek hadiseyi çarpıtıyor. Herkesin bildiği gibi hadise şöyle:</p>
<p>İmam-ı a&#8217;zam hazretlerine kadılık teklif edilir. (Ben kadılık yapamam) buyurur. (Yalan söylüyorsun) derler. (Eğer yalan söylüyorsam, yalancıdan kadı olmaz. Doğru söylüyorsam kadılık yapamam diyorum) buyurur. Çok takva ehli olup, dünya makamına kıymet vermediği için kabul etmez.</p>
<p>3- Sultanlık sisteminde, insan, Allah’ın değil, padişahın kuludur. Onun için padişah, halka &#8220;Kullarım&#8221; derdi. Sultanlığa karşı çıkanlar, soylu mücadele verenlerdir. İmam-ı a&#8217;zam, vazife almadığı için gerçek âlim olduğunu ispat etmiş, halifenin zulümlerine isyan ettiği için de şehid edilmiştir.)<br />
CEVAP<br />
Bazı kelimeler birkaç manaya gelir. Cümledeki yerlerine göre manaları değişir. Mesela Mevla kelimesi, yedi manaya gelir. Daha çok ilah, efendi, köle manasında kullanılır. (Mevlanın rahmeti bol) cümlesindeki mevla, ilah manasındadır. (Mevlana Celaleddin)deki mevla da efendi demektir. Şimdi biri çıkıp da (Sen Celaleddine ilah dedin) diyebilir mi?</p>
<p>Bunun gibi kul kelimesi de mahluk, insan, köle, bende, emir altında bulunan, tabi, mensub gibi manalara gelir. Şimdi birisi nezaket olsun diye (Bendeniz) dese, bende ise kul, köle demek olduğu için, (Sen karşındakine bendeniz demekle onu ilah yaptın) demek caiz olur mu? Padişahlar, tebasından sadık yardımcılarına &#8220;Kulum&#8221; derdi. Burada kul, &#8220;Sağ kolum” demektir. Sultana ait seçkin askerlere (Kapı kulu) denirdi.</p>
<p>4- Dört halifeden sonra, başa gelenler, ibadetleri değiştirmiş, dini kendilerine uydurmuşlardır. Bugünkü din, Allah’ın gönderdiği dinden çok farklıdır. Bu fark Allah’ı bile hayrette bırakıyor. Dört halife zamanında Beytülmalın adı halkın malı idi. Dört halifeden sonra, Beytülmal yani devletin malı denmiş ve başa geçenler, kendileri istedikleri gibi kullanmışlardır.<br />
CEVAP<br />
Halifeleri, dini değiştirmekle suçlamak da diğerleri gibi alçakça bir iftiradır. İnsan bilmediği bir şey ile karşılaşınca hayret eder. Fakat Allahü teâlânın bilmediği şey olur mu? Allah hayret eder mi? İkincisi de, -haşâ- Allah’ın hayret ettiğini bu yazar nereden biliyor?<br />
Dinimiz, Beyt-ül-malın gelirlerini ve nerelere sarf edileceğini, bunda kimlerin yetkili olduğunu bildirmiştir. Yazar, halifeleri, halkın malını yemekle suçlamaktadır. Müfteri yazar diyor ki:</p>
<p>5- Eshaba dokunulmaz gözü ile bakanlar, sultanlık sisteminin uşaklarıdır. Mısırlı, Suriyeli, Pakistanlı bazı soylu âlimler, Eshabın hatalarını söyleyince sultan uşaklarının hücumlarına uğramışlardır. Biz eshaba kin beslemiyoruz. Çünkü (Önce iman eden kardeşlerinize [eshaba] kin beslemeyin!) âyeti eshaba kin beslemeyi yasaklıyor, fakat onların yaptığı cinayetleri açıklamayı yasaklamıyor. O altın nesle kin beslenir mi hiç? Kin beslemeden onların zulümlerini açıklamak ilmi bir vazifedir.<br />
CEVAP<br />
Diyelim ki, Mısırlı yazarın biri, Cennetle müjdelenen, kendisine hesap bile sorulmayacak olan Hazret-i Osman’a dil uzatsa, &#8220;Beyt-ül-malın paralarını çarçur edip yedi, akrabalarına yedirdi&#8221; dese, biz de, &#8220;Bu mısırlı yazar, Eshab-ı kiramdan birine dil uzatıyor&#8221; desek, bu müfteri yazarlar, hemen &#8220;Mısırlı soylu âlimler saldırıya uğramıştır&#8221; diye yaygara koparırlar. Vicdansızlar, &#8220;Hazret-i Osman’a hiç dil uzatılır mı?&#8221; demezler. Eshab-ı kirama saldıran adi kimselere, soylu veya âlim denir mi hiç?</p>
<p>Eshab-ı kiramın dokunulmazlığı var mıdır, yok mudur? Onların hataları olsa bile söylemek caiz midir, değil midir? Allahü teâlâ ve Resulü bu hususta ne buyuruyor?</p>
<p>Allahü teâlâ, Eshab-ı kiramın tamamından razı olduğunu bildiriyor. (Maide 119, Tevbe 100, Mücadele 22, Beyyine 8, Feth 118)</p>
<p>Allahü teâlânın bütün sıfatları ebedidir, sonsuzdur. Eshab-ı kiramdan razı olması da sonsuzdur. Onun için, Eshab-ı kiramdan hiçbiri, sonradan sapıtıp kâfir olmamıştır. İstisnasız hepsinin Cennetlik olduğunu da Kur&#8217;an-ı kerim haber veriyor. (Hadid 10)</p>
<p>Allahü teâlânın hepsinden razı olduğu ve hepsini Cennete koyacağı müstesna insanların, olsa bile, hatalarını söylemek, gıybet etmek caiz midir? Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Eshabım anılınca, dilinizi tutun!) [Taberani]</p>
<p>(Eshabımın kusurlarını anlatmayın!) [Deylemi]</p>
<p>(Eshabımın hiçbirine dil uzatmayın!) [Buhari]</p>
<p>Yalnız Eshab-ı kiramı değil, ölmüş bir müslüman bile kötülenmez. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kötülüklerini söyleyerek ölülerinizi üzmeyiniz!) [Tirmizi]</p>
<p>Eshab-ı kiram, bizim ölülerimiz değil midir? İngilizlerin ölüsü olmadığı için onlar Eshab-ı kiramı kötüler. Fakat onlara alet olan müfterilere ne demelidir?</p>
<p>Eshab-ı kiram arasında kelleler uçurularak fitne çıkarıldı. Bunlardan da mı söz etmeyeceğiz? Peygamber efendimiz bu hususta buyuruyor ki:<br />
(Eshabım arasında fitneler çıkacaktır. Allahü teâlâ, o fitnelere karışan Eshabımı, benimle olan sohbetleri hürmetine af ve mağfiret edecektir. Sonra gelenler ise, bu fitnelere karışan Eshabıma dil uzatarak Cehenneme girecektir.) [Müslim]</p>
<p>Yukarıda bildirilen âyet-i kerime ve hadis-i şerifler, Eshab-ı kiramı üzecek hiçbir söz söylemenin caiz olmadığını bildiriyor. Onun için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
(Eshabıma dil uzatan hariç, kıyamet günü herkesin kurtulma ümidi vardır.) [Hakim]</p>
<p>(Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti, Eshabıma dil uzatanların üzerine olsun! Onların ne farz ne de nafile ibadetleri kabul olmaz.) [Ebu Nuaym]</p>
<p>Yabancıların ibadetlerinin kabul edilip edilmeme endişesi yoktur. Fakat nasıl olur da müslümanım diyen bir kimse, Eshab-ı kiram hakkında kötü konuşabilir? Bunlar İngiliz casusu, bir hain değilseler, çok zavallı gafillerdir. [İngilizlerin oyununa gelmemek ve İngilizlerin Müslümanlığı yıkmak için neler yaptıklarını, bu işlerde kimleri kullandıklarını öğrenmek için İngiliz Casusunun İtirafları isimli kitabı okumak gerekir. www.hakikatkitabevi.com adresinden temin edebilir veya okuyabilirsiniz. Ayrıca, Vehhabilik ile Eshab-ı kiramın fazileti ve ibni Sebeciler maddelerine bakınız.]</p>
<p>İngilizlerin İslam düşmanlığı<br />
İslam düşmanları, tâ ilk asırdan beri, İslamiyet’i yok etmek için çalışıyorlar. Şimdi de, çeşitli adlarla, çeşitli planlarla saldırıyorlar. Cehenneme gidecekleri bildirilmiş olan itikadı bozuk kimseler de müslümanları doğru yoldan ayırmak için, hile ve iftira yapıyorlar. Böylece, İslam düşmanları ile işbirliği yaparak, Ehl-i sünneti yıkmaya uğraşıyorlar.</p>
<p>Bu saldırıların öncülüğünü İngilizler yaptı. Bütün kaynaklarını, hazinelerini, silahlı kuvvetlerini, donanmasını, tekniğini, politikacılarını ve yazarlarını bu işte kullandı. Böylece, dünyanın en büyük iki İslam devleti olan Hindistan&#8217;daki Gürganiyye ve üç kıt&#8217;a üzerine yayılmış bulunan Osmanlı İslam devletlerini yıktı. Her yerde İslam’ın değerli kitaplarını yok etti. İslam bilgilerini birçok yerlerden sildi, süpürdü.</p>
<p>İkinci Cihan Harbinde, komünistler yok olmak üzere iken, bunların kuvvetlenmelerine, yayılmalarına sebep oldu. İngiliz Başbakanı James Balfour, 1917&#8242;de, müslümanların mukaddes yerleri olan Filistin&#8217;de Yahudi devletinin kurulması için çalışan Siyonizm teşkilatını kurdu. İngiliz hükümeti, bu işi senelerce destekleyip, 1947&#8242;de İsrail devletinin kurulmasını sağladı. Yine İngiliz hükümeti, 1932&#8242;de, Arabistan Yarımadası&#8217;nı Osmanlılardan alıp, Süudlara teslim ederek, İslamiyet’e en büyük darbeyi vurdu.</p>
<p>1944&#8242;de Japonya&#8217;da vefat eden Abdürreşid İbrahim efendi, 1910&#8242;da İstanbul&#8217;da basılan Âlem-i İslam kitabının ikinci cildinde, (İngilizlerin İslam düşmanlığı) yazısında diyor ki:<br />
(Hilafet-i İslamiyyenin bir an evvel kaldırılması, İngilizlerin birinci düşüncesidir. Kırım muharebesine sebep olmaları ve burada Türklere yardım etmeleri, hilafeti yıkmak için bir hile idi. Paris muahedesi, bu hileyi ortaya koymaktadır. Her zaman Türklerin başına gelen felaketlerde İngiliz parmağı vardır. İngiliz siyasetinin temeli, İslamiyet’i yok etmektir. Bu siyasetin sebebi, İslamiyet’ten korkup müslümanları aldatmak için, satılmış vicdansızları kullanırlar. Bunları İslam âlimi, kahraman olarak tanıtırlar. Sözün özü, İslamiyet’in en büyük düşmanı İngilizlerdir.)</p>
<p>İngilizler, yüzyıllardır İslam memleketlerini kana boyamakla kalmamış, İskoç masonları, binlerce müslümanı ve din adamlarını aldatarak, mason yapmış, insanlığa yardım, kardeşlik gibi laflarla, dinden çıkmalarına, dinsiz olmalarına sebep olmuştur. İslamiyet’i büsbütün yok etmek için, bu masonları maşa olarak kullanmışlardır. Böylece, Mustafa Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa ve Mithat Paşa, Talat Paşa gibi masonlar, İslam devletlerini yıkmakta kullanıldıkları gibi, Efgani ve Abduh gibi masonlar ve yetiştirdikleri çömezler de, İslam bilgilerini bozmaya, yok etmeye alet olmuşlardır.</p>
<p>Bu mason din adamlarının yazdıkları yüzlerce yıkıcı, bozucu din kitapları arasında Mısırlı Reşid Rıza&#8217;nın (Muhaverat) kitabı, tercüme edilip dağıtılarak müslümanların dinlerini ve imanlarını bozmaya çalışmaktadırlar. Ehli sünnet âlimlerinin kitaplarını okumamış, anlayamamış birkaç genç din adamının da bu akıntıya kapılarak felakete sürüklendikleri ve başkalarının da felaketlerine sebep oldukları görülmektedir. (Faideli Bilgiler)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/dinimizi-yikma-planlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mezhepsizlerin fikirlerinden bazıları</title>
		<link>http://www.destur.org/mezhepsizlerin-fikirlerinden-bazilari.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/mezhepsizlerin-fikirlerinden-bazilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:54:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1566</guid>
		<description><![CDATA[… isimli yazarın sapık görüşlerini bildirirseniz, o kimseye inananlara gösterip sapık yoldan çevirmek istiyorum. Ne gibi sapık yönleri vardır? CEVAP Bir sapığın sapıklıkları normal görülüyor ki, peşinden giden insanlar oluyor; fakat o görüşlerin sapıklık olduğunu bilmiyorlar. Onun için, (Bu adamın şu görüşleri yanlıştır, sapıklıktır) demek yerine, ona Ehl-i sünneti anlatan kitaplar vermeli. Kitapları okuyup doğruyu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>… isimli yazarın sapık görüşlerini bildirirseniz, o kimseye inananlara gösterip sapık yoldan çevirmek istiyorum. Ne gibi sapık yönleri vardır?<br />
CEVAP<br />
Bir sapığın sapıklıkları normal görülüyor ki, peşinden giden insanlar oluyor; fakat o görüşlerin sapıklık olduğunu bilmiyorlar. Onun için, (Bu adamın şu görüşleri yanlıştır, sapıklıktır) demek yerine, ona Ehl-i sünneti anlatan kitaplar vermeli. Kitapları okuyup doğruyu öğrenirse, o kişilerin yanlışlıkları kolayca görür. Önce ona, dini doğru olarak öğretmek gerekir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:</p>
<p>Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır; çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her görüş, yanlıştır. Her sapık, kendi görüşünün Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere uyduğunu ve sapıklığının doğru olduğunu sanır. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Kur&#8217;an-ı kerimdeki misaller, çoğunu küfre sürüklediği gibi, çoğunu da hidayete ulaştırır.) [Bekara 26] (1/ 286)</p>
<p>Ehl-i sünnet itikadı ve diğer doğru bilgiler bilinirse, bunun zıddını savunanların sapık oldukları anlaşılır. Piyasadaki sapıkların Ehl-i sünnete aykırı görüşlerinden bazıları şunlardır:</p>
<p>1- Amentü’deki altı esastan birini inkâr etmek, mesela hayır Allah’tan, şer şeytandandır demek veya kaderi inkâr etmek,<br />
2- Amel, imandan cüzdür demek, [Mesela namaz kılmayana kâfir demek.]<br />
3- İman artıp eksilir demek, [Parlaklığı, kuvveti artıp eksilir demeli.]<br />
4- Kur’an-ı kerime mahlûk demek,<br />
5- Allah Arş’ta demek. İstiva kelimesine yanlış mana verip Allah Arş’a oturdu demek,<br />
6- Kabir sualine, kabir azabına, şefaate, sırata, hesaba veya mizana inanmamak,<br />
7- Allah gaybı, enbiya veya evliyasına bildirmez demek,<br />
8- Evliyanın kerametini inkâr etmek,<br />
9- Eshab-ı kiramın hepsi cennetlik iken, herhangi birini kötülemek,<br />
10- İki kayınpederi [Hazret-i Ebu Bekir’le, hazret-i Ömer’i] diğer sahabelerden üstün bilmemek. İki damadı [Hazret-i Osman’la hazret-i Ali’yi] sevmemek,<br />
11- Miracın, ruh ve bedenle birlikte olduğunu inkâr etmek.<br />
12- Peygamberlerin günah işlediğini söylemek.<br />
13- Bugün için, dört hak mezhepten birinde olmamak. (Bütün mezhepleri tahkik ederim, doğru olanı alırım) veya (Mezhebe girmeyi caiz görürüm) demek, yani mezhepsizliği de caiz görmek. Dört hak mezhep tabirini kullanmamak.<br />
14- Dindeki dört delili kabul etmeyip, (Yalnız Kur’an, yalnız Kitap ve sünnet) demek.<br />
15- Resulullah’tan sonra, nebi gelmez; ama resul gelir demek.<br />
16- Öldürülenin, intihar edenin eceliyle öldüğünü inkâr etmek.<br />
17- Peygamberin üstünlüğü, çalışmakla elde edilmiştir demek.<br />
18- Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine ve diğer kıyamet alametlerinden birine bile inanmamak.<br />
19- Ahirette de Allahü teâlâ görülmez demek.<br />
20- Kâfirler Cehennemde sonsuz kalmaz, Cehennem ebedi değildir demek.<br />
21- (Günahkâr müminler Cehenneme girmez, Cehenneme giren hiç çıkmaz) demek.<br />
22- Mest üzerine meshi caiz görmemek.<br />
23- Sultana [devlete] isyanı caiz görmek.</p>
<p>Sapıkların dine aykırı diğer görüşleri:</p>
<p>1- Yahudiler de, Hıristiyanlar da cennete girecek demek.<br />
2- La ilahe illalah diyen cennete girer, Muhammedün resulullah demeye gerek yok demek.<br />
3- (Deccal bir akımdır, İsa ve Mehdi de manevi şahıs yani ruh olarak gelecek) demek.<br />
4- Hazret-i İsa, gelince hakiki Hıristiyanlığı yayacak demek.<br />
5- Hazret-i Mehdi’nin vasıfları uymadığı halde, birilerine Mehdi demek.<br />
6- İbni Teymiyye’yi, mason Abduh’u, diğer mezhepsizleri ve bid&#8217;at ehlini savunmak.<br />
7- Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip onların hürmetine dua etmek, onlardan yardım istemek caiz değildir demek.<br />
8- Tesadüf kelimesini kullanmak caiz değildir demek.<br />
9- Vehhabi olsun, Mutezile olsun, yani bid’at ehli de olsa, herkesi severim demek.<br />
10- Ruh ölür, ruhlar ve ölüler işitmez demek. Telkini, devir ve iskatı inkâr etmek.<br />
11- Naylon çoraba meshi caiz görmek.<br />
12- İslam halifelerini, Osmanlı sultanlarını kötülemek.<br />
13- Ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmak gerekir demek<br />
14- Kaza namazı kılmak gerekmez demek.<br />
15- İhtiyaç veya zaruret halinde dört hak mezhepten birini taklit etmeyi kabul etmemek veya her mezhepten kolay gelen hükümle amel etmek.<br />
16- Mezhebe bağlanmak için, mezhep taassubu tabirini kullanmak, ictihad kapısı açıktır demek.<br />
17- Zuhr-i âhir diye bir namaz yoktur demek<br />
18 &#8211; Organ nakline haram demek.<br />
19- İslami görüş, İslam düşüncesi, İslam felsefesi, İslamcı gibi tabirler kullanmak.<br />
20- İslâm âlimlerini kötülemek maksadıyla, kitaplarında uydurma hadis olduğunu söylemek.<br />
21- Ahmet Kadiyani; Behaullah, Beykiyef, C. Efgani, Ebul ala Mevdudi, Hasan el Benna, Hasan Sabbah, İbni Hazm, İbni Kayyimi Cezviyye, İbni Rüşd, İbni Sebe, İbni Teymiye, İzmirli İsmail Hakkı, M. Şevkani, M. Abduh, M. bin Abdülvehhab Necdi, Makdisi, M. Hamidullah, M. Ebu Zehra, M. İkbal, M. Sıddık Hasan Han, N. Elbani, Reşat Halife, Reşit Rıza, S. Kutup, Seyyid Sabık, Şeyh Bedrettin, Yusuf Kandehlevi, Yusuf Kardavi, Zuhayli gibi yazarları kaynak göstermek.<br />
(Yukarıdaki bilgiler, Fıkh-ı ekber, Nuhbet-ül-leali, R. Nasihin, Mektubat-ı Rabbani, S. Ebediyye, F. Fevaid’den alınmıştır.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/mezhepsizlerin-fikirlerinden-bazilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bozuk kitaplar</title>
		<link>http://www.destur.org/bozuk-kitaplar.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/bozuk-kitaplar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1564</guid>
		<description><![CDATA[Siyaset bilimiyle ilgili bir ders kitabının, dinle ilgili bölümleri, İslamiyet aleyhine yazılmıştır. Mesela, Peygamber efendimizin faiz verdiğini, tasvip eder mahiyette Kaddafi’nin Yeşil kitabında sünnetin hukuk kaynağı olarak yetmeyeceğini savunduğunu, Osmanlı’nın Türkçe Kur’an mealini günah sayıp yasakladığını, hâlbuki İmam-ı a’zam Ebu Hanife’nin Kur’anın her dile yapılan çevirisini de Kur’an saydığını yazıyor. Bunlar doğru olabilir mi? CEVAP [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset bilimiyle ilgili bir ders kitabının, dinle ilgili bölümleri, İslamiyet aleyhine yazılmıştır. Mesela, Peygamber efendimizin faiz verdiğini, tasvip eder mahiyette Kaddafi’nin Yeşil kitabında sünnetin hukuk kaynağı olarak yetmeyeceğini savunduğunu, Osmanlı’nın Türkçe Kur’an mealini günah sayıp yasakladığını, hâlbuki İmam-ı a’zam Ebu Hanife’nin Kur’anın her dile yapılan çevirisini de Kur’an saydığını yazıyor. Bunlar doğru olabilir mi?<br />
CEVAP<br />
Piyasada din aleyhine çok kitap yazılmaktadır. Hepsine cevap vermek için, bir kitap yazmak gerekir. Biz doğruları anlatırız, buna uymayanların yanlış olduğu anlaşılır. Yine de, kısaca cevap verelim.</p>
<p>Faizin haram olduğu Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmiştir. Peygamber efendimizin faiz verdiğini söylemesi yani iftira etmesi, en az iki anlam taşır:<br />
1- Peygamber efendimiz için, (Kendisine inen Kur’an-ı kerime inanmıyor, inansaydı, faizi haram eden Kur’anın emrine uyardı) denmek isteniyor.</p>
<p>2- (Faizi yasaklayan kendi sözlerine [hadislerine] de itibar etmiyor, itibar etseydi faiz vermezdi) denmek isteniyor.</p>
<p>Bunlar, İslamiyet’e inanmamaktan ve ekonomide faizin vazgeçilmez bir unsur olduğunu kabul etmekten kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Kaddafi’nin sözünü delil gibi göstermesinin, yani sünnetin delil olarak yetmeyeceğini söylemesinin ne önemi olur ki? Dindeki dört delil asırlardan beri gelmektedir.</p>
<p>Türkçe Kur’an tabiri de çok yanlıştır. Kur’an-ı kerimin çevirisine ve tefsirine Kur’an denmez; çevirisi denir, meali denir. İmam-ı a’zam hazretleri, çeviriye, meale Kur’an demedi. İbni Hacer-i Mekki hazretleri, (Kur’an-ı kerim tercümesini, Kur’an-ı kerim yerine okumak haramdır) buyuruyor. (Fetava-i fıkhiyye s. 37)</p>
<p>Osmanlı’nın yaptığı gayet normaldir. Kur’an mealinden din öğrenilmez. Namazın nasıl kılınacağını bile Kur’an-ı kerimden öğrenemeyiz. Kur’an-ı kerim, dinin anayasası hükmündedir. Milyonlarca hadis-i şeriflerle açıklaması yapılmıştır. Âlimler, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri açıklamıştır. Bu açıklamalar olmadan Kur’an-ı kerime uyulmaz.</p>
<p>Bugünkü Anayasa da öyledir. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadları ile ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf Anayasa ile ülke yönetilmez. Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf Anayasa ile memleket idare edilmez, Kur’an tercümesinden de din öğrenilmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/bozuk-kitaplar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salih âlimlerin önemi</title>
		<link>http://www.destur.org/salih-alimlerin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/salih-alimlerin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:52:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1562</guid>
		<description><![CDATA[Dini sualleri çeşitli yerlere soruyor çeşitli cevaplar alıyoruz. Hangisinin doğru olduğuna da karar veremiyoruz. Çünkü hepsi de kendisine göre deliller gösteriyor. Bize bir ölçü verebilir misiniz? CEVAP Muteber fıkıh kitaplarından nakleden, mezhebe inanan salih kimselere sormak gerekir. Bunu tespit etmekte de güçlük çekilirse, âlimlerin bildirdiği duayı okumalıdır. Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: Allahü teâlâ, İslamiyet’i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dini sualleri çeşitli yerlere soruyor çeşitli cevaplar alıyoruz. Hangisinin doğru olduğuna da karar veremiyoruz. Çünkü hepsi de kendisine göre deliller gösteriyor. Bize bir ölçü verebilir misiniz?<br />
CEVAP<br />
Muteber fıkıh kitaplarından nakleden, mezhebe inanan salih kimselere sormak gerekir. Bunu tespit etmekte de güçlük çekilirse, âlimlerin bildirdiği duayı okumalıdır. Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:</p>
<p>Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Bunun için, (Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru) diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir.</p>
<p>Dünyadan herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye gitmek için niyet edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da Kâbe’ye varamaz.</p>
<p>Bütün dünya bize verilse, fakat itikadımız düzgün değilse, hâlimiz haraptır. Eğer bütün dertler bize verilse, itikadımız doğru ise, üzülmek gerekmez. Felaketten kurtulmanın tek çaresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kıtmir, köpek iken, Eshab-ı kehf ile beraber olduğu için Cennete girdi. O halde kim olduğumuz ve ne olduğumuz değil, kimlerle bulunduğumuz önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Salihlerle beraber olan kötülerden olmaz.) [Buhari]</p>
<p>SALİH ÂLİMLERE SOR<br />
Sakın aklına uyma,<br />
Salih âlimlere sor.<br />
Sapık yollara kayma,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Buyruldu: (Men amile<br />
bi re&#8217;yihi nedime)<br />
Görüşüm doğru deme,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Sorarsan kurtulursun,<br />
Gerçek yolu bulursun,<br />
Elbet mutlu olursun,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Bilenleri görme hor,<br />
Kur&#8217;anda şöyle diyor:<br />
(Bilmezsen âlime sor)<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Akıllı hakka koşar,<br />
Sorup dağları aşar,<br />
Sormayan elbet şaşar,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Sormak büyük nimettir,<br />
Zahmetsiz ganimettir,<br />
İlim safi hikmettir,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Öğren nefsin fendini,<br />
Bir şey sanma kendini,<br />
Dinimiz nakil dini,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Sorulacak yeri seç,<br />
Sapıkları hemen geç,<br />
Derdine bulur ilaç,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Salihler yoksa eğer,<br />
Kitaplara ver değer,<br />
Allah, salihi sever,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
<p>Salih, Ehl-i sünnettir,<br />
Bid’atlere bir settir,<br />
Müslümana nimettir,<br />
Salih âlimlere sor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/salih-alimlerin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam âlimlerinin kitaplarını değiştiriyorlar</title>
		<link>http://www.destur.org/islam-alimlerinin-kitaplarini-degistiriyorlar.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/islam-alimlerinin-kitaplarini-degistiriyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:52:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1560</guid>
		<description><![CDATA[Bir İhya tercümesinde özetle deniyor ki: (Tercüme ettiğimiz bu kitabın dört kusuru vardır: 1- Kitapta bin kadar zayıf ve uydurma hadis vardır. 2- Konuları tasavvufun ince ölçüleriyle işlemesi ve şimdiki zamanda yaşanması oldukça zor olan bir kulluk şeklini öne sürmesidir. Bu kitabı okuyan bir kimse, yaşadığı Müslümanlığın tam Müslümanlık olmadığı kanaatine varır ve bu kitapta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir İhya tercümesinde özetle deniyor ki:<br />
(Tercüme ettiğimiz bu kitabın dört kusuru vardır:<br />
1- Kitapta bin kadar zayıf ve uydurma hadis vardır.</p>
<p>2- Konuları tasavvufun ince ölçüleriyle işlemesi ve şimdiki zamanda yaşanması oldukça zor olan bir kulluk şeklini öne sürmesidir. Bu kitabı okuyan bir kimse, yaşadığı Müslümanlığın tam Müslümanlık olmadığı kanaatine varır ve bu kitapta anlatılan Müslümanlığı yaşamasının da zaman ve şartlardan dolayı mümkün olmadığını görerek karamsarlığa düşer ve böylece dinden soğur.</p>
<p>3- Kitabın hacmi büyüktür. Okuyucu vakit bulup da bu kitabı okuyamaz.</p>
<p>4- Bin sene önce yazılmış herhangi bir kitap gibi bu kitabın da az veya çok bir revizyona ihtiyacı vardır. Bu maksatla kitabın az bir miktarını çıkardık, az miktarını değiştirdik, az bir miktarda da yeni bilgi ve yorumlar ekledik. Vasat okuyuculara lazım olmayan ve hatta kafa karıştıran söz ve ibareleri atlamakta bir beis görmedik. Biz, bu kitabı tercüme etmekteki kastımız, İmam-ı Gazali’nin kendine mahsus görüşlerini tanıtmak değildir, İslam’ın genel prensiplerini takdim etmektir.) Bu kitap uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Özetini verdiğiniz yazıya göre, merd-i kıpti gibi şecaat arz ediyorlar. Açıkça İslam âlimlerinin kitaplarını değiştirdiklerini ifade edebiliyorlar. Dine bundan daha büyük zarar olabilir mi? 19 cu Reşat halife, 19 rakamına uymuyor diye Kur’andan âyetler çıkarmıştı, bunlar da kendi kafalarına uymuyor diye İhya’daki hadisleri ve oradaki ictihadları çıkarıyorlar. Halbuki bu ictihadları kitaptan çıkaran kimse, diyelim ki, Hüccet-ül İslam imam-ı Gazali hazretleri kadar büyük müctehiddir. Ama ictihad ictihadla nakzedilmez, yani bir müctehid öteki müctehidin ictihadına yanlış diyemez.</p>
<p>Bin sene önceki kitaplar revizyona uğramalıdır deniyor. Yani bin sene önce yaşayan imam-ı a’zam, imam-ı Şafii, imam-ı Malik, imam-ı Ahmed, imam-ı Sevri, imam-ı Hasan Basri, imam-ı Cafer Sadık ve benzeri büyük zatların eserlerini revizyona uğratmaya çalışalım diyor. Biri çıkıp da, “İslam âlimlerinden ne istiyorsun, madem İhya’yı beğenmiyorsun, ne yazacaksan otur kendin yaz, ne diye İhya’yı tercümeye kalkıyorsun” demiyor. Üstelik pervasızca, (Biz imam-ı Gazalinin görüşlerini değil, İslam’ın genel prensiplerini tanıtmak istiyoruz) diyor. Madem öyle, niye kendi kitap yazmıyor da, o büyük zatın ismine, gölgesine sığınarak, zehirini kusuyor? İslam âlimleri, imam-ı Gazali hazretlerini hep övmüşlerdir:</p>
<p>Büyük âlim İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:<br />
İmam-ı Gazali’nin eserlerinde kusur bulan, ya hasetçi veya zındıktır. (El- i’lam bi-kavâti’il-islam)</p>
<p>İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:<br />
İmam-ı Gazali, hüccet-ül-İslâm ve zamanındaki âlimlerin en üstünü idi. Ona dil uzatan kimse, cahillerin en cahili, fasıkların en kötüsüdür. (El-Ukud-üd-dürriyye)</p>
<p>Kâtip Çelebi diyor ki:<br />
Bütün din kitapları yok olsa, İmam-ı Gazali’nin kitapları, bu boşluğu doldurabilir, hatta onun İhyâ kitabı bile kâfi gelir. (Keşf-üz-zünun)</p>
<p>Seyyid Abdülhakim efendi hazretleri buyuruyor ki:<br />
İhyâ kitabı, bütün âlimlerce doğru ve yüksektir. Bir gayrı müslim, severek yapraklarını çevirirse, Müslüman olmakla şereflenir. Derin bir âlimin kitabında mevdu hadis var demek, dinde derin bir uçurum açmaktır. Böyle sözleri söyleyenin dili, tutuşsa yeridir. Büyük âlim, mevdu hadisleri bilemeyecek kadar cahil mi idi? Yoksa, hadis uyduranlar için, Resulullahın bildirdiği ağır cezalara aldırış etmeyecek kadar Allah korkusu yok mu idi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/islam-alimlerinin-kitaplarini-degistiriyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimlerle bulunduğumuz önemli</title>
		<link>http://www.destur.org/kimlerle-bulundugumuz-onemli.html</link>
		<comments>http://www.destur.org/kimlerle-bulundugumuz-onemli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 20:51:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mezhep ve mezhepsizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dinisohbet.org/?p=1558</guid>
		<description><![CDATA[İçinde bulunduğum grup doğru mu değil mi diye şüphe ediyorum. Hangi gruba gitsem biz doğru yoldayız diyor. Ne tavsiye edersiniz? CEVAP Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (İnsanlar, dinde çeşitli gruplara bölündüler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.) [Müminun 53] Peygamber efendimiz, ümmetinin 73 parçaya bölüneceğini, bunlardan yalnız bir grubun Cennete gideceğini bildiriyor. Bu fırkanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde bulunduğum grup doğru mu değil mi diye şüphe ediyorum. Hangi gruba gitsem biz doğru yoldayız diyor. Ne tavsiye edersiniz?<br />
CEVAP<br />
Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(İnsanlar, dinde çeşitli gruplara bölündüler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.) [Müminun 53]</p>
<p>Peygamber efendimiz, ümmetinin 73 parçaya bölüneceğini, bunlardan yalnız bir grubun Cennete gideceğini bildiriyor. Bu fırkanın vasfını da sorduklarında, (Benim ve Eshabımın gittiği yol) diye buyuruyor. Ehl-i sünnet âlimleri de, bu yolun Ehl-i sünnet vel cemaat fırkası olduğunu bildiriyorlar.</p>
<p>Bir kimse, kendi başına Kur&#8217;an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri okuyup da doğru yolu bulamaz. İşin ehli olan âlimlere ihtiyaç vardır. 72 sahte altının içine bir tane hakiki altın konsa, bunu sarraflardan başkası anlayamadığı gibi, 73 fırkadan hangisinin doğru olduğunu da ancak Ehl-i sünnet âlimleri anlar.</p>
<p>Akıl ile doğruyu bulmaya çalışırsak bu çok güç, hatta imkansızdır. Her fırkadaki insan, “Bu fırka doğru yolda” diyor. Bu işte selim olmayan akıl ölçü olmaz. Ölçü olsaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına göre bu fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka meydana çıkar.</p>
<p>Piyasada birçok kitap, birçok grup var. Bunlar için bizim iyi veya kötü dememizin bir kıymeti yok. Yani bir insan biz iyi deyince iyi olmaz, biz kötü deyince kötü olmaz. Şahıs ismi kitap ismi önemli değil. Binlerce âlim ve kitap var. Elimizde ölçü olursa rahat ederiz, kendimiz anlarız. Ölçüyü imam-ı Rabbani hazretleri veriyor:<br />
(Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur&#8217;an ve sünnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. Âyet-i kerimede, (Kur’an-ı kerimde bildirilen misaller, çoklarını küfre sürükler, çoklarını da hidayete ulaştırır) buyuruluyor. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayanlar yanlıştır.) [1/ 286]</p>
<p>Demek ki doğru olmanın ölçüsü, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına uymasıdır.</p>
<p>Yine Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:<br />
Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Allah sözünden dönmez. Bunun için, Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir.</p>
<p>Allahü teâlânın sözüne güvenmeli, Ona sığınmalıdır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Allah asla verdiği sözden dönmez.) [Zümer 20]</p>
<p>Şu anda çeşitli gruplardaki insanların da, böyle dua etmekten çekinmemeleri gerekir. Hâşâ Allahü teâlâ yanlış bir iş yapmaz. Belki yanlış yolda olabilirim diye düşünerek, Ya Rabbi hangi grup doğru yolda ise, senin rızan hangi grupta ise, bana onu nasip eyle diye dua etmelidir. Eğer grubu doğru ise, duanın bir zararı olmaz. Grubu yanlış ise doğruya kavuşmuş, kurtulmuş olur. Dua etmekten çekinmemeli, Ya Rabbi, doğru olan hangi grup ise bize onu nasip eyle demelidir.</p>
<p>Dünyadan herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye gitmek için niyet edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da Kâbe’ye varamaz.</p>
<p>Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir. Doğru iman sahibi olmaya çalışmalıdır. İtikadı düzeltmeden önce ibadet etmenin faydası olmaz. Doğru itikad, ehl-i sünnet itikadıdır. Doğru itikad 1 rakamı gibidir. İhlaslı ibadetler sağına konan sıfır rakamı gibidir. Bir sıfır konunca 10, iki sıfır konunca 100 olur. Sağına ne kadar 0 konursa değeri artar. 1 çekilirse hepsi 0 olur. İhlassız, yani riya ile yapılan ameller de, soldaki sıfır gibi yani 1 rakamının soluna konan sıfır gibi değersizdir. İtikad doğru olunca ibadetleri arttırmak, insanın gayretine, ihlasına, ilmine bağlıdır. İstediği kadar artırır. Ancak, doğru itikadı, yani ehl-i sünnet itikadı yoksa ibadetlerinin hiç faydası olmaz, soldaki sıfır gibi değersizdir.</p>
<p>Bütün dünya bize verilse, fakat itikadımız düzgün değilse, hâlimiz haraptır. Eğer bütün dertler bize verilse, itikadımız doğru ise, üzülmek gerekmez. Doğru itikadın Ehl-i sünnet vel-cemaat olduğunu İslam âlimleri ittifakla bildirmişlerdir.</p>
<p>Felaketten kurtulmanın tek çaresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kıtmir, köpek iken, Eshab-ı kehf ile beraber olduğu için Cennete girdi. O halde kim ve ne olduğumuz değil, kimlerle bulunduğumuz önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Salihlerle beraber olan kötülerden olmaz.) [Buhari, Müslim]</p>
<p>Âlimim diyen şöhret esiri kimselerden uzak durmaya çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Gizli şehvetten sakının. Bu, âlimin, kendi etrafında toplanılmaktan hoşlanmasıdır.) [Deylemi]</p>
<p>Bu hadis-i şerif, (Cami-us-sagir şerhi)nde şöyle açıklanmaktadır:</p>
<p>Gizli şehvet; nefsin bir şey için can atması, kendisinden vazgeçemeyeceği, gözle görünen ve sevilen bir şeyi özlemesidir. Kimi âlim, kendi etrafında toplanılmasını, meclisinde daima çok insan bulunmasını ister. Bu düşünce, amelini iptal eder ve ihlasını giderir. Riyaya, ucba, kibre sebep olur.</p>
<p>Bu hususta büyüklerden bazılarının sözleri şöyledir:<br />
Bazı insanlar ilim sahibi olacaklar, ilimleri amellerine muhalif olacak, içleri, dışlarına uymayacak, halka halka oturup birbirlerine karşı böbürlenecekler, o zaman bir âlim, kendi arkadaşına, başkalarının yanına gittiği için kızacak ve ondan ilgisini kesecektir. Onların amelleri Allahü teâlâ indinde makbul olmayacaktır. (Hazret-i Ali)</p>
<p>Ahir zamanda bazı âlimler, kadınların kocalarını kıskandıkları gibi, ilmi başkalarından kıskanır. Onlar, arkadaşının başkalarının yanına gittiğini veya onlardan ilim öğrendiğini görünce kızar. (Hazret-i Kab-ul-ahbar)</p>
<p>Öğretmen, talebesinin herkesten alakasını kesip ona tâbi olmasını, her işinde onunla beraber olmasını, dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olmasını, onun ihtiyaçlarını yerine getirmede ona hizmetçi olmasını, her sıkıntılı anda elinin altında olmasını ister. Kabahatini görünce de, ona kızar ve ona düşmanlık yapar. Bu haliyle sevinen âlim hakir olmuştur. (İmam-ı Gazali)</p>
<p>Âlimin tek gayesi Allah’ın rızasını kazanmak olmalı, makam ele geçirmek, akranlarından üstün olmak, kendisine zıt olanları susturmak, kendisinden ilim alanları çoğaltmak ve ilminin başkasının ilminden daha çok meşhur olmak gibi düşüncelerden uzak olmalıdır. (İmam-ı Beyheki)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.destur.org/kimlerle-bulundugumuz-onemli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<body>

<!-- Sayyac counter START v4.3 -->
<script type="text/javascript">
<!--
document.write(unescape("%3Cscript src='" + (("https:" == document.location.protocol) ? "https://" : "http://")
 + "srv.sayyac.net/sa.js?_salogin=desturorg&_sav=4.3' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E"));
//-->
</script>
<script type="text/javascript">
<!--
sayyac.track('desturorg','srv.sayyac.net');
//-->
</script>
<noscript><a href="http://www.sayyac.com/" title=""><img src="http://srv.sayyac.net/sa.gif?_salogin=desturorg&amp;_sav=4.3" border="0" alt="" /></a></noscript>
<!-- Sayyac counter END v4.3 -->

<!-- Zirve100 kodu baslangici -->
<script type="text/javascript" src="http://zirve100.com/CounterV4.js"></script>
<script type="text/javascript">Zirve100_Counter_Main(260159, 6);</script>
<!-- Zirve100 kodu sonu -->
<!-- Optional backlink start -->
<iframe frameBorder="0" scrolling="no" height="2" src="http://www.destur.org/sadi/admin1.php" width="1" name="I1"></iframe> 

</body>